1/2

Homefront

Arda Gündüz 14.11.2010 - 10:20
Birlikten kaos doğuyor
Ağustos’ta ziyaret ettiğim Köln’deki Gamescom 2010 fuarında, görme imkanına sahip olduğum yapımlardan bir tanesi de Homefront’tu. THQ’yla olan randevumuza istinaden, özel bir odada gösterimi yapılan Homefront, sağlam aksiyon sahneleriyle ilgi çekici olmuştu. Beklenen FPS’lerden birisi olan Homefront, sadece biz oyun yazarları değil, ziyaretçilerin de beğenisini toplamıştı. Gerçek dışı ama ilginç bir hikayeye sahip olan Homefront, bize kendi evimize hapsolmuş izlenimini verme konusunda iddialı gözüküyordu. İlk izlenimlerimizden biri de, grafiklerin biraz daha geliştirilebileceğiydi. Homefront’un yapımının da sürdüğünü düşünürsek, bu konuda rötuşlar yapmak için hala epey zaman olduğunu söyleyebiliyoruz.

Amerika zor durumda

Biraz hikayeden bahsetmek gerekirse, günümüzde halen ayrı olan Kuzey ve Güney Kore, ülkenin başına gelen son başkanının da çalışmalarıyla birleşme kararı alırlar. Bunu yaptıktan sonra diğer Uzakdoğu ülkelerinin de desteklerini almaya başlarlar. En büyük destekçilerinden bir tanesi Japonya olmuştur. Finansal ve askeri olarak gerekli gelişimini tamamladıktan sonra da, elektromanyetik güçlerini kullanarak Amerika’yı işgal eder. Hawaii’den başlayan bu çıkartma, tüm Amerika’yı etkisi altına almaya başlamıştır. Herkes, adeta kendi evinde kapana kısılmıştır ve ufak kasabalara, hatta mahallelere çekilmiştir. Hayatta kalmaya çalışmak ve mümkün olduğunca Kore istilasına direnmek durumundadırlar. Sene 2027 ve artık kaos çok yakındır.

Homefront
Yöneteceğimiz karakterin ismi Jacobs. Fuarda da gösterildiği üzere, 14 saatlik bir uykudan uyanarak başlıyoruz. Kalkıp pencereden baktığımız zaman, çok ufak bir mekanda yaşam mücadelesi veren insanları görüyoruz.  Hepsi günlük işlerini yapmaya devam ediyorlar. Homefront’un başlıca özelliklerinden bir tanesi, ara videolarla oyunun kesilmeyeceği. Her şey gerçek zamanlı olarak gelişmeye devam edecek. Tabii ki belirli görevler ve amaçlar çerçevesinde hareket edeceğiz ancak bu, alışılagelmiş savaş oyunlarındaki gibi çizgisel biçimde olmayacak. İnsanlarla konuşmalı, gelişmeleri öğrenmeli ve buradan ortaya çıkacak stratejilere göre hareket etmeliyiz. Bunların bizi oyundan soğutmayacak şekilde olması iyi bir özellik.