1/2

GunWarrior

Arda Gündüz 3.06.2010 - 12:31
Bir kovboy bu kadar çaresiz kalmamalı...
Platformlar PC
GunWarrior
Merlin Puanı 51
Artılar Ara demolar, oyunun kendi grafiklerine göre göze biraz daha hoş geliyorlar
Eksiler Yapay zeka oldukça kötü, sesler iyi değil, oyun içi grafikleri vasatı aşamıyor, tekdüze oynanış
Bir kovboy. Kendinden emin adımlarla, dar sokakta yürümektedir. Belli ki uzun yoldan gelmiş, şakaklarından yorgunluk ve sıcaktan dolayı boncuk boncuk ter akıyor. Şapkası da pek havalı. Etrafa yabancı ve bir o kadar da sert bakışlar atıyor, kirli sakalı pek de karizmatik duruyor. Gözüne kestirdiği Vahşi Batı barlarından birine doğru ilerlemeye devam ediyor. Kapıdan içeri girdiğinde, oturan pek de fazla insan olmadığını görüyor. Piyaniste göz kırptıktan sonra bara geçiyor ve barmenden bir viski istiyor. Etrafta oturan tek tük insan, onun bu havasını hiç de hoş karşılamamıştır. Bu yüzden, ona bakarak kendi aralarında konuşmaya başlıyorlar. Ardından hepsi birden aynı anda kalkıyor ve elemanın yanına geliyorlar. O da yerinden doğruluyor. Hiç beklenmedik bir şekilde onun koluna giriyor ve bir yere götürüyorlar. Ne iş, kimse birşey anlamadı, ama bunun sonu pek de hayırlı sayılmaz.

Hızlı silah çekenin mekanı

Vahşi Batı, kovboyların mekanı. En önemli özellikleri de, devamlı birbirleriyle olan çatışmaları, daha doğrusu heyecanlı çatışmaları, bir de aralarında yaptıkları ve kaybedenin ruhunu teslim ettiği düellolar. GunWarrior da, tamamen Vahşi Batı teması üzerine kurulu bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Birinci şahıs görünümünden oynanmasına rağmen, alışılagelmiş bir FPS ya da aksiyon türünde değil.

Daha çok oyun modu olarak deathmatch üzerine kurulmuş. Bölümler içerisinde birçok yerden, kuytu ve kör noktalardan saldıran düşmanlara biz de karşılık vermeye, tüm hepsini öldürmeye ve bir sonraki bölüme geçmeye çalışıyoruz. Tüm oyun bundan ibaret. Ayrıca, bölümler içerisindeki hareket alanlarımız da son derece kısıtlı. Oyun bizi ufacık bir yerde sıkıştırıyor ve biz de burada düşmanlara zar zor karşı koymaya çalışıyoruz, bir yerden sonra da pes etmek zorunda kalabiliyoruz.

Ana menüden yeni bir oyun başlattıktan sonra bir ara demo ile karşılaşıyoruz. Ara demonun kalitesi “fena sayılmaz” dedirtse de, yapısı itibariyle görüntüye verilmiş olan bulanıklık hissi, bir zaman sonra göz yormaya başlıyor ve cazibesini yitiriyor. Neyse, demonun sonunda, kendimizi bir evin üst katındaki odalardan birinde, kapana kısılmış şekilde buluyoruz. Kontrol bize geçtiği zaman, etraftan bize ateş eden adamları tek tek vurmaya çalışıyoruz. Genelde bu işi, pencerelerden dışarı bakarak, tespit ettiğimiz adamları vurarak gerçekleştiriyoruz. Ara sıra, ön balkon tarafına gelen ya da çaktırmadan içeri sızan adamlar olabiliyor. Çoğu da, karşı binaların pencerelerinden, sokaktan ya da ara sıra damlardan saldırıyorlar. Tüm adamların hepsini, bir defada gözümüze kestiremeyeceğimizden dolayı, sağ altta bulunan radarı kullanmamız gerekiyor. Bu şekilde tüm adamları vurarak, bir yandan para, diğer bir deyişle puan topluyor ve buradan kurtulup bir sonraki mekana geçmeye çalışıyoruz.

Böyle bir deathmatch şekli aslında hiç de kötü değil, ancak hareket özgürlüğümüz ve bize verilen alan öyle bir kısıtlanmış ki, eğilsek dahi illaki bir yerlerden birileri bizi vuruyor ve hatta radara rağmen bizi kimin vurduğunu göremeyebiliyoruz. Bu da çok can sıkıcı olmaya başlıyor. Ara demo’larda biraz daha kaliteli olan görüntüler, oyun başladıktan sonra vasatın altına iniyor. Grafikler, çağımızın kaliteli FPS’lerinde gördüklerimizden çok çok uzaklarda. Özellikle, düşmanların ve kendi adamımızın el animasyonları son derece kötü. Çevre detaylarına da inme gereği duyulmamış. Sadece, saklanma namına, etrafa çeşitli malzemeler, sütunlar ya da bazı değişik eşyalar yerleştirilmiş. Tabi bunları kullanmamız bile bize ne derece fayda sağlıyor bilinmez.